İlginç Blograzzi..

Öncelikle söyliyeyim amacım kesinlikle blograzzi gibi başarılı bir fikir ve girişime köstek olmak değil.. Ancak eleştirmek istediğim 1-2 nokta var..

Bunlardan birincisi sistemin bloglara ait puanları belirlerken yapmış olduğu algoritmada bulunan hatalar.. Örneğin; kendimden bir örnek verecek olursam.. Sağ tarafta görmüş olduğunuz Alexa sıram yaklaşık 1-2 gün önce 1.412…’den 700…’e yükseldi ancak aynı gün içinde Blograzzi puanım 21,6′dan 17,6′ya düştü.. Üstelik Google’da indexlenmiş olan sayfa sayımda 500 küsürden 700 küsüre çıktı..

Diğer sorun ise bir takım arkadaşların aktif kullanıcı olabilmek adına, önüne gelen blogu favorilerine eklemesi, yorum yazması ve dolayısı ile içeriği boş olan bloglarını öne çıkartmaya çalışmaları ve blograzzi’nin buna izin vermesi idi..

Bunun dışında eleştirmek istediğim bir diğer nokta ise servisin tasarımdaki erişilebilirlik sorunu.. Örneğin sağ tarafta gördüğünüz blograzzi puanı, blograzzi favorilerime ekle gibi butonların kodlarını almak için daha erişilebilir, daha kolay bulunabilir bir yer bulunması gerektiğini düşünüyorum zira bu kodları almak için sahiplenmiş olduğum blogun “güncelle” sayfasına girmek hiç aklıma gelmemişti bi 10-15 dk dolandıktan sonra bulabildim..

Bunlar benim nacizane eleştirilerim, Arda Kutsal okur, okumaz bilemem ama ben yinede yazayım dedim :)

The Secret Yorumu

Ahanda burada, the secret’ı okuduğumdan bahsetmiştim. Kitap biteli 2 gün oldu ben hala yazı yazıcam derken gecenin bu saatinde aklıma geldi ve şuan yazıyorum.

İlk olarak kitabın konusunu ele alalım. Kitap dünya üzerinde tıpkı yer çekimi kanunu gibi çekim yasası adlı bir yasanın olduğunu ve bu yasanın kim olduğu farketmeksizin her saniye takır takır işlediğinden bahsediyor. Çekim yasası nedir diye soracak olursanız; şudur : Çekim yasasına göre aklımız ile düşündüğümüz her düşüncenin bir frekansı vardır ve benzer frekanstaki düşünceler birbirini çeker. Bunu şöyle düşünebilirsiniz kimi zaman bazı olaylar hakkında aklımıza kötü birşey gelir, biz bu kötü şeyi aklımızdan atmadıkça zihnimizi sürekli meşgul eder ve daha kötü düşünceleri düşünmemize hatta felaket senaryoları yazmamıza sebebiyet bile verebilir.. Kitap, eğer bunları güzel bir düşünce, bizi mutlu eden bir düşünce için yaparsak enin de sonunda o bizi mutlu eden şeye ulaşacağımızı belirtiyor. Bunu yapmak için sadece düşünmek yetmiyor tabi bunu hissetmeniz lazım. Yani ferrari’nizin olmasını çok arzu ediyorsanız hayatınızda sanki o varmış, onu elde etmişmiş gibi davranmalısınız ve onu elde ettiğiniz anda hissedeceğiniz sevinci şuanda içinizde hissetmelisiniz.. Kısacası buna kendinizi inandırmalısınız.. Sanırım olayın mantığını anlatabildim yada anlamadıysanız sorun tekrar değişik örnekler veririz ehehe :)

Kitap hakkında benim yorumumu soracak olursanız. Mantıklı buluyorum.. Zira bu tür olaylar sürekli başıma geliyor diyebilirim. Örneğin; zayıf olan bir dersten sınava gireceksem sürekli olarak 1 alırsam doğacak sonuçlara odaklandığımdan genelde 1 alıyorum ve o odaklandığım sonuçları yaşıyorum bunun gibi.. Ben kendim için yararlı bir kitap olduğunu düşünüyorum bu sebeple 2. defa okumaya başladım ve size de tavsiye ederim..

Görüşmek üzere..

The Secret

the secretSon zamanların pek popüler kitabı olan The Secret’ı aldım geçtiğimiz pazar avare avare D & R’da dolaşırken… Zaten bu tür olaylara acaip ilgili bir insan olduğumdan Erdal Demirkıran amcanında tüm kitaplarını okumuştum. Kitabı alalı 3 gün oldu bitmek üzere, bitireyim bir daha okuycam ama olayı böyle en derinlerine kadar kavaramak için.. Kitap hakkındaki görüşümden biraz bahsedecek olursam mantıklı olduğunu düşünüyorum ve bir çok olayı hayatımda uygulamaya koydum şimdi size hayalimdeki görselleri göstermek isterdim ama teknik imkansızlıklar :) çok feci inandım hatta o gazla geometri çalışmayı sevmeyen ben severek geometri çözdüm, güzel şeyler oluyor hissediyorum ve kitapta dediği gibi şükrediyorum.. tavsiye edilir.. “Amaaaan bunlar saçmalık” diye düşünmekten vazgeçin bence :)