Has..ktir Amma Uyumuşum!
Gürkan OLUÇ tarafından, 16 Haz 2009 tarihinde, 10:27 sularında yazıldı. | Genel
Bu yazıyı yaklaşık bir sene önce okuldaşım, öss koçum zaman zaman hayat koçum Mustafa Öztürk yazmıştı bir sene öncesinde.. Onunkini buradan okuyabilirsiniz.. Bende o günlerde and içmiştim yeneceğim bu öss’yi ve sınavdan çıktığım gibi büyük bir şevkle yazacağım bu yazıyı diye..
Ama maalesef hayat her zaman insanın istediği yönde gitmiyor. Andı içtikten sonra kendimle o kadar kavga edip, kendimi o kadar dizginleyerek yapmış olduğum çalışmaların hiç birisi kelimenin tam manasıyla hiç bir işe yaramadı diyebilirim.
Sınav sabahına kadar herşeyden çok umutluydum.. Dershanede son çözdüğüm denemelerde v.s 265 almıştım, 2007 ÖSS sorularını çözdüğümde 275 puan çıkarmıştım.. Anlayacağınız gayet olumlu ve kendime güvendiğim bir tablo söz konusuydu.. Hatta öyle ki, yani sınavı halt edeceğimden o kadar emindim ki beni arayıp “heycanlanma yavrum, stres yapma, biz arkandayız” diyen beni seven tüm insanlara “yok ya ben heycanlı falan değilim, sınav işte n’olcak” gibi cevaplar veriyordum.
Neyse lafı fazla uzatmadan sınav sabahına geleyim. Sabah sınav salonuna gayet rahat bir şekilde girdim. Kalemimi, suyumu, silgimi, kuru üzümlerimi özenle yerleştirdim sınavı olacağım sıraya.. Adeta bir imparatorluk kurmuştum orada.. Herşey çok güzel olacaktı,tı,tı..
Sınav başladı.. Genelde kolaylıkla çözdüğüm matematik 1 bölümü yine kolay başlamıştı.. Dedim tüm sınavım böyle geçerse galiba bu sefer oluyor, hayallerime ulaşıyorum.. Ama sonrasında işler pekte istediğim gibi gitmedi.. Zaman ile ilgili sorunlar yaşadım.. Boş bıraktığım her soru ondan sonra çözdüğüm sorularda kafamı kurcaladı.. Son 45 dk’da çözdüğüm Türkçe’de ciddi bir dikkat dağınıklığı yaşadım, her dakika saate baktım falan. Son 45 dakikanın nasıl geçtiğini inanın bilmiyorum.. Türkçe bittiğinde kalan 15 dk’m bana hiçbir anlam ifade etmiyordu neredeyse.. Sadece mat1′e dönüp 1-2 sorunun üzerinden geçmeme imkan tanıdı o kadar..
Neyse o an geldi ve salon görevlisi “arkadaşlar! sınavınız bitmiştir. Geçmiş olsun” dedi.. O anki duygularımı yazarak anlatabileceğimi pek sanmıyorum.. Kafamda ne yaptım ben? Nasıl böyle oldu? gibi bir çok soru ve içime sinmeyen bir sürü şey ile çıktım sınav salonundan.. Annemler tabii ki de umutlu gözlerle bekliyorlardı beni, onlara “süper” geçti diyemedim. Bana çaktırmasalar bile yüzleri düştü, moralleri bozuldu. Özellikle annemi o halde görmek içimi yaraladı.
Neyse eve geldim. Yani içimde bir burukluk vardı ama yine de umutluydum sınavdan. Konuştuğum bir çok arkadaşım “çok kötü, Matematik 2′yi hiç yapamadım” falan diyorlardı.. Ben Matematik 2′de o kadar zorlanmadan 25 soru cevaplıyabilmiştim çoğundanda emindim neredeyse.Ne diyorduk, heh eve gelmiştim. TV’de çeşitli illere bağlanıp sınavdan çıkarken arakladıkları 3-5 çocuğu canlı yayına almış mal mal sorular soruyorlardı. Bende hani sınavım iyi geçti ve sevinicem ya sövüyordum o sıra hadi ya çözümlere geçin diye.
Çözümler başladığında 1. bölüme ait olan testlerde bir miktar moralim bozuldu. 2007 ÖSS sorularını çözdüğümde Mat 1 ve Fen 1 testlerinden full yapmıştım neredeyse ama bu sınavda ikisi de ortalamamın çok altındaydı. Neyse sonra içeri geldim bilgisayar başına. FriendFeed’te takıldım biraz falan Mat 2 ve Fen 2′yi kontrol ettim. İşte başımdan aşşağı kaynar suların döküldüğü, içimden bir parçanın koptuğu kısım orasıydı.. Matematik 2′de resmen saçmalamıştım ve doğru yapabileceğim soruları hep ufak tefek ve saçma hatalar ile kaybetmiştim. Netekim Fen2′de de saçmalıdğım sorular vardı ve o sinirle internete girip puanım hesapladım..
Orada Say 2 : 235 yazdığı andan itibaren sinir krizi gibi birşey geçirdim sanırım. Yaklaşık bi’ yarım saat hüngür hüngür ağladım. Kendim için, ailem için, verdiğim emekler için.. Çözdüğüm 1000lerce sorunun karşılığı bu olmamalıydı, olamazdı. Ama olmuştu işte ve bu yazı kafamda bir milyon tane soru işareti ile sürekli olarak annemle tartışarak geçireceğim belli olmuştu.
Yukarıdaki paragraftaki andan itibaren şu ana kadar berbat durumdayım.. Destek olan moral veren dostlar çok sağolsunlar ama maalesef insan bir süre sonra kendisiyle başbaşa kalıyor. Ve kaderine isyan etme noktasına geliyor. Şu an çıldırma noktasına gelmiş durumdayım.. Önümüzdeki 1 ay içerisinde çok önemli bir şeyin tercihini yapmam gerekiyor.
Ya 10 yaşımdan beri hayalim olan bilgisayar mühendisliği sevdamdan vazgeçeceğim, ne rasgelirse okuyacağım ve yine yazılım mühendisliği konusundan kendimi geliştireceğim.. Yada yine tüm herşeyi, projelerimi, planlarımı, hayallerimi bir sene daha erteleyip sınava bir sene daha hazırlanacağım. Buradaki ilk şıkkı seçmiş olsam bile kafamda soru işaretleri var. Bunu hangi ilde yapacağım? Bursa’da kalıp, iş ile ilgili durumlarda İstanbul’a gitmek mi mantıklı yoksa İstanbul olsunda nasıl olursa olsun diyerek İstanbul’a gitmek mi?
Yazılım sektöründe birşeyler yapmanın, bir yerlere gelmenin okunan okul ile bir alakası olmadığı bir çok örnekle kanıtlanmış birşey artık.. Bu duruma dair Türkiye’den ve dünyadan birçok örnek gösterilebilir. Bende bu furyaya mı kapılsam yoksa eğitim önemlidir deyip 1 sene daha herşeyimi ertelesem mi bilemedim. Cidden çıldırmak üzereyim.
Bitti.
Bu yazı Salı, Haziran 16th, 2009 tarihinde 10:27 sularında yazıldı. , Hayatım ile etiketlendi. Bu yazıya yazılan yorumları RSS 2.0 linkinden takip edebilirsiniz. Yorum bırakabilir, veya Geribildirim yapabilirsiniz.

Selam Gürkan,
Yaşadıklarının neredeyse aynısını ben de yaşadım. Farkımız senin çok çalışman ve bana oranla bunu çok daha fazla haketmen olmuş. Her zaman “sınav sırasında farklı sistem denemeyin” demelerine rağmen ben sallamayıp FM olmama rağmen Felsefe’den başlamış ve sözel’i aradan çıkarıp sayısala başlamak istemiştim. Sınavın gerisi tam bir felaketti. Son 30 dk içerisinde sayısala yeni başlamıştım ve çok az soru yapabilmiştim. Sonuç olarak tercihlerimin hiç birisi olmayacaktı ama Işık Ünv. Bilg. Müh’e çok rahat giriyordum ama ailem istemedi paralı bir ünv.. Ücretsiz bir ünv okusaydım altıma araba dahi çekeceklerdi ve bu sınavda aldığım puana rağmen ücretsiz Fizik vb. bölümlere girebiliyordum. Vazgeçmedim, 1 sene daha bekleyip 2. kez girdim sınava.. İlk sınavdan biraz daha yüksek bir puan alabildim ve Işık Ünv’ye girdim.
Her 2 sınavda da özellikle annemin hayal kırıklığını gözlerimden okuyabiliyordum ama sevmediğim, inanmadığım şeylere çalışmayı asla becerememiş bir insanım. Nitekim ailem de sabır gösterdi ve Işık Ünv’den mezun oldum. O zaman olmasa dahi şimdi geldiğim noktada benimle gurur duyuyorlar.
Moralini bozma; 1 sene daha hazırlan gerekirse.. Her şey yoluna girer; emin ol..
Abim,canım abim..
Olayı şöylede düşün bence;
Bir yandan eğer 1 sene daha hazırlanmayı tercih edersen,bundan sonra hayatında yaşayacağın herşeyi 1 sene geç yaşayacaksın.
Ya da Yazılım Mühendisliğine yönel,bilgisayar mühendisliği kadar olmasada o da cazip bir meslek bence.
Eğer ilk senense bir sene daha aynı şeylerle uğraşmak kolay ama bir o kadar sıkıcı bir şey olmayacaktır.. Bu bir sene tüm hayatını etkileyebilir.. Hakkında hayırlısı olur inş.
Yorum yapan, düşüncelerini belirten herkese çok teşekkür ediyorum. Herşey puanlar gelince daha net belli olucak ama sanırım bir sene daha deniyeceğim..
Tamamen ucuz sorulardı. Dün haberlerde izledik. Kpss’de türkiye çapında kopya çekiliyor, össde 1.5 dk’da çözülemeyecek sorular. ösym başta kendi kalitesini sorgulaması lazım.
bu sene sıralamalar ciddi değişecek diyorlar ya bakalım hayırlısı.
Gürkan hocam selamlar…1 aylık bir gecikmeyle de olsa bir tavsiyem olacaktır size.
2001 yılında öss’ye ilk girişimde başarı derecem, Bilgisayar Sistem Öğr. yetecek düzeydeydi. Bende senin gibi mühendislik sevdasıyla yanıp tutuşurken oraya gitmemeyi seçtim. 2002 yılında bazı terslikler ve sınavda yaşadığım şanssızlıklar sebebiyle aldığım puan 2001′e nazaran daha düşüktü.
Yerleştirmelerde tercih yapmadım, ama sonra hayat üzerime çok geldi ve ben ek kontenjan ile Selçuk Üni. Ziraat Müh. kaydımı yaptırdım…
Sonra ne mi oldu ? Hiç idealim olmayan bir bölüm, idealim olmayan bir üniversite ve düşünmediğim,tamamen yabancı olduğum bir meslek…
3. sınıfın başında “artık yeter ulan” diyerek üniversiteyi bıraktım. Şimdi yine İzmir’de php üzerine kendimi geliştiriyorum. 26 yaşındayım ve artık bilgim o kadar az ki, össde barajı zor geçiyorum. Artık tek hedef, Açık Öğretim…O da etiket amaçlı…
Yani sana diyeceğim şudur, planlamanı çok iyi yap. Sevmediğin bir mesleki bölüme, “ne olursa olsun artık” diyip, bir anlık sinirle sakın başvurma… Yapamıyor insan inan bana..her gün aklın bilgisayarda oluyor, daha da hırslanıyorsun ve derslerden soğuyorsun…
Belki diyeceksin “yahu aytekin” yada “Aytekin abi, 1 senemi daha mı yakmamı istiyorsun? o kadar masraf,emek,maddi imkan veya imkansızlıklar silsilesi…bunlar ne olacak? Aileme ne derim?” diye… Ama şunu düşün saygıdeğer kardeşim, Benim gibi 26 yaşında etiket için AÖF peşinde sürünmektense,hayatının 8 senesini birden geride boşu boşuna bırakmaktansa, varsın 1 senen daha yansın…
Ama karar senin kararındır elbette, sadece bu aptalca öss sisteminde siz sevgili benden daha genç arkadaşların hayatlarının ziyan olmasını kabullenemiyorum. Tanımasam da üzülüyorum halinize..Çünkü benden daha boktan bir dönemdesiniz. Daha zor sistem, hergün değişen sistem… Bizde sizler gibi sistem manyağı olmuştuk… Ama bu kadar boktan değildi durum…
Tanrı, bizleri,sizleri ve gelecek kuşaklardaki diğer Türk gençlerini ÖSYM ve YÖK’ün şerrinden korusun…
Saygılarımla
Aytekin..
@Aytekin : Başta dediğin gibi o sinirle ne olursa olsun yazıcam demiştim ancak sonradan karar değiştirdim. Girebileceğim bazı bilgisayar mühendisliği bölümleri ve elektrik v.s yazıcam gerisini boş bırakmayı düşünüyorum. 1 sene seninde de dediğin gibi çok önemli bir süre değil tüm hayata vurduğumuzda. Tecrübelerini paylaştığın için çok teşekkür ederim : )
1 sene o kadar da çok değil.
Bu sene de biz giriyoz hayırlısıyla…
Merhabalar,
İlginçtir ki bende 250 260 yapan bir ogrenciydim, ve en yüksek puanımı sınavda yaptım, 273. Inanamadım aslında
Ama şükretmek lazım ne olursa olsun, işler yolunu buluyor bir şekilde.
Anlaşılan bilgisayar mühendisliği bölümü tutmuş, hakkımda yazısını okudugum kadarıyla