Bu liseye geçtiğimden beri bi’ acayip oldum. Birşeyler yazarken, soru çözerken kullandığım kalem Faber, Tombo yada Rotring olmazsa rahat edemiyorum. Kafama takılıyor, yazdığım yazı çirkinmiş, çözdüğüm soru yanlışmış gibi geliyor. Üstelik kullanmış olduğum kalemleri kaybedince moralim bozuluyor. Enteresan…
Bugün yaklaşık 6 senelik bilgisayar yaşamımda ilk defa TTNet çağrı merkezinden doğru düzgün, işime yarayan bir yardım aldım. Tüm herşey doğru düzgün olmasına rağmen bir türlü internete bağlanamam üzerine çağrı merkezindeki arkadaş’ın “ZyXEL marka modemlerde genel bir DNS sorunu var” deyip, düzeltmek için adımların bulunduğu gerekli adresi vermesi ve benim oradan bakıp sorunu düzeltmem sonucu ilk defa çağrı merkezini aradıktan sonra küfretmedim. Bu arada bu olaylar kendi bilgisayarımda geçmiyordu, tamir etmek için gittiğim bir akrabamın bilgisayarında geçiyordu.. Bu yazıyıda neden yazdım bilmiyorum ama yazdım işte ehehe
Bu aralar bloguma pek yazamadım ama sakın ders çalışmaktan olduğunu falan sanmayın yazacak konu bulamadım
Her ne kadar web geliştiricisi olma yolundaki hayallerimi 1.5 sene ertelemiş olsam da Google Reader ile interneti takip etmekten de geri kalmıyorum. Bu aralar hayatımda neler olmuş şöyle bir bakalalım..
Yazının tamamını oku »
Eğer blogumu takip eden bir ziyaretçi iseniz son dönemde blogumda “mutsuzum, huzursuzum” tarzı yazılar çokça görmüş olabilirsiniz. Bu yazılarda okulda yaşadığım başarısızlıkların bana verdiği mutsuzluğu, hissettirdiği duyguları anlatmıştım. Ve ben o duyguları hala hissediyorum. Her ne kadar ders manasında bazı şeyler yoluna girsede asıl yoluna girmesi gereken şeyler girmedi maalesef. Bu sebepten ötürü dün hayatımda 1.5 yıl boyunca sürecek bir devrim yaptım. İnternet ile sadece dolaşmak,takip etmek değil internete katkıda bulunmak, web geliştiricisi olmak şeklindeki ilişkimi sadece takipçi olmak şekline getirdim. Aslında ilk eve geldiğimde ( Sınavdan aldığım notun verdiği huzursuzluk ve hırs ile ) direk olarak bilgisayar’ı kaldırmayı planlıyordum ama sonra biraz daha sakinleştim ve internetin bana o lanet olasıca ürün dosyaları ve performans ödevlerinde lazım olduğunu farkettim. Tabi sadece sınavdan aldığım kötü not sonucu yapmış olduğum bir devrim değildi bu, bir birikimin bir sonucuydu. 2007 senesinin 2. yarısından itibaren internet ile olan ilişkim iyice artmaya başlamıştı ve ben bu yaşımda, bu uğurdu hayatımdan vazgeçiyordum. Ailemi, arkadaşlarımı ihmal ediyordum. O kadar mutsuz oluyorduysan yapmasaydın be adam diyebilirsiniz ancak yaz aylarında okul gibi bir derdim yoktu ve daha öss modunada girmemiştim dolayısı ile henüz bazı şeyleri sorgulamamıştım. Bu ihmal edişin bana maddi olarak bir dönüşü oluyordu ancak bu dönüşlerin beni sadece şuan için mutlu ettiği gerçeğini farkettim…
Bu yazı bu şekilde içinde benzer ögeleri, paragrafları barındırarak devam ediyor dostlar. Diyeceğim odur ki; bundan sonraki 1.5 yıl dönemde internette yalnızca takipçi olacağım. Google reader’ım, blogum ve ben
Bu 1.5 sene içerisinde bilgisayar kullanımımı minimize etmem ve derslerime ağırlık vermem gerekiyor. Bu sebeple 2-3 günden güne belki bloguma yazı yazarım ancak makale falan olacağını pek sanmıyorum. 2009 Haziran ayında yapacağım müthiş dönüşü hayal etmeye başladım şimdiden
Bir daha görüşünceye kadar hoşçakalın 
Bir önceki yazımda dün Ankara’ya gideceğimi belirtmiştm. Gittim ve dün gece 11 sularında geldim. Bu geliş olayı biraz enteresan oldu yani sabah 00:30′da gidip, aynı gün içinde benzer bir saatte aynı yerde olmak sanki o zaman diliminde yine Bursa’da olmuşum ama o günü pas geçmişsin yada uyumuşsun gibi oluyor. Neyse, biraz karışık bir cümle oldu sanırım 
Yazının tamamını oku »
Efenim malumunuz ben öğrenci bi insanım dolayısıyla her lise öğrencisi gibi - dersler ile arası olmayanlar hariçtir - matematik ve geometri konusunda iyi olmalıyım - tek onlar değil de neyse - ki ösym denen kuruluş bana istediğim üniversiteye girme hakkı tanısın. Neyse konumuz bu değil; konumuz www.ekolhoca.com sitesi ve bende yaratmış olduğu olumlu etkiler. Yaklaşık 3 gün önce biraz düşünceli bir şekilde cuma günü yani yarın olan matematik sınavına kafa yorarken msn’de geleceğin Reis-i Cumhur’u Enis’in yollamış olduğu link ile daha doğrusu benim “napıyorsun lan?” türündeki soruma verdiği “ekol hoca’dan ders alıyorum” cevabı ile ulaştım kendilerine. Kısaca sitede ne olduğunu söylemek istersek; sitede matematik,geometri,fizik,kimya konularında ders anlatımı, bol bol örnek soru çözümü ve anlatım içeren videolar, özel sorular falan var. Özellikle videoları izlerken elinize kalem kağıt alıp, o anda ekranda görünen soruyu çözmek çözemeyince de cevabını ekol hocadan dinlemek öğrenme açısından cidden yararlı oluyor. Şahsen ben denedim çok yararını gördüm
Sizde deneyin! Seveceksiniz.. Piyasada bu ve benzeri cd setleri var güvender’in falan ama onlarda genelde bir hoca beyaz tahta üzerinde soruyu çözdüğünden bana pek verimli gelmemişti onlar yada ben öyle hatırlıyorum tam çıkartamadım şimdi amma velakin bu sitede bulunan videolarda hangi teknoloji ile nasıl ayarladılar bilmiyorum hoca aynı kağıt üzerinde çözer gibi çözüyor soruları o anda ekrana yansıyan soruları ve gerçektende özel ders alıyormuşsunuz gibi oluyor. Yatma vaktim gelmişte geçiyor iken son olarak siteye link vererek ve bu girişimci hocalarımı gerçekten takdir edip onlara teşekkür ederek yazıyı sonlandırmak istiyorum. Siteye buradan ulaşabilirsiniz.
Bende bloguma ne yazsam içeriksiz kaldı yavrucak diye düşünürken yeni bir mim dalgası imdadıma yetişti
Bu seferki mimimizin konusu “Blogunuzun Hayatınızdaki Yeri?” beni mimleyen kişi ise sevgili wolkanca
Mim’i başlatan insan evladı arkadaşımız 5 tane soru sormuş ve bunları cevaplamamızı istiyor.
Yazının tamamını oku »
Bugün günüm kötü başladı hemde çok. RSS okuyucuma ilk sıradan düşen haberde ısparta dolaylarında düşen uçakta ölen 56 insandan bahsediyordu bu canımı sıktı feci şekilde her ne kadar ölen insanlarla bir bağım olmasada sabah sabah böyle bir haber almak beni mutsuz etti. Daha sonrasında bir süredir devam eden grip olayım için sağlık ocağına gidip ilaç yazdırdım falan neyse eve geldiğimde okulda bulunan arkadaşlarımdan yukarıdakinden daha can sıkıcı ve insanı düşündürücü bir haber aldım. Okulumuz Bursa Erkek Lisesi rehberlik öğretmeni Musa CENGİZ kalp krizi geçirmiş ve vefat etmişti. 1 gün önce bahçede görüp selam verip-aldığın insanı ertesi gün okulun koridorlarında göremiyor olmak, onla konuşamamak beni biraz derin düşüncelere itti. Yaptığım işleri, dertlendiğim konuları falan düşündüm aslında hepsi kafama taktığımdan çok daha değersizdi şu 3 günlük dünyada.. Hatta bu şekilde sadece ben düşünmemişim aldığım duyumlara göre yaklaşık 1.5 yıldır küs olduğum bir insanda böyle düşünmüş sonuçları pazartesi günü göreceğiz..
Neyse daha fazla yazıpta takipçilerimin içini karartmak, enerjilerini azaltmak istemiyorum. Biliyorum son dönemde blogumda genelde bu şekilde karamsar yazılar var ancak ne biliyim içimden geliyor. Bir dahaki görüşmemize kadar kendinize ve sevdiklerinize iyi bakın.
Son olarak söylemek istediğim : “Mekanın Cennet Olsun Hocam!”..
Evet. Hayırlı ve uğurlu olsun ilk kopya koyunumuzuı - kurban bayramında kesilmek üzere
- kopyalamışız. İstanbul Üniversitesinde 2005 yılından beri yapılan çalışmalar sonucu üretilen koyunumuzun adı “oyalı” olarak belirtilmiş. Kendi adıma konuşacak olursam beni oldukça sevindiren bir gelişme oldu, bilim konusunda birşeyler ortaya koyabiliyor olmamız az da olsa geleceğe dair bir güven verdi bana
Kaynak
Pek sevdiğim ve değer verdiğim, “budur” dediğim zend firması sitesinin görünümünde değişikliğe gitmiş. Bence eski haline göre baya da güzel olmuş? Sizce? Buradan Ulaşabilirsiniz.
Daha önce Sinan’ın burada bahsetmiş olduğu gibi ilkini gerçekleştirmiş olduğumuz İstanbul Dijital & Ben & Murat Abi buluşmasını, bugün tekrardan yaptık (: Yine ilki gibi baya heycanlı ve zevkli bir sohbet oldu. Konu web sektörü, projelerimiz, ruby on rails, php arasında gidip geldi. Yazının tamamını oku »
Bilemiyorum, bazı zamanlar kafamda kötü şeyleri düşündükçe hep daha kötülerini düşünesim geliyor. İçim kararıyor, buna sebep olan şeyide biliyorum : Çalışmadan girdiğim sınavların bana verdiği üzüntü, keder, kendimi başarısız görmenin verdiği mutsuzluk. Belki hepsi gelip geçici, ancak kendimi ailesine ihanet eden bir hain gibi hissediyorum. Feci moralim bozuluyor, yapacağım işide yapmıyorum çözeceğim soruyuda çözmüyorum! Kısacası moralman çöküyorum. Bilemiyorum, neden böyle oluyor?
Daha önce 1.sini yazmış olduğum makale & çevirime devam ediyorum. Yazının tamamını oku »
Aslında benim şu saatler içerisinde yarın ki tarih sınavına çalışıyor olmam gerekiyor. Ancak ben pek hoşlanmadığımdan, yarın okulda çalışabilecek olduğumdan dolayı çalışmıyorum ve bu boş vaktimi değerlendirmeye, insanlığa yararlı olmaya çalışıyorum
Bu makale boyunca Wordpress teması yaparken yada var olan bir temayı düzenlerken kullanabileceğiniz el oğlunun “hack” dediği bizim ise işin incelikleri, pratikleri olarak nitelendirebileceğimiz şeyleri sizlerle paylaşıcam. Lafı fazla uzatmadan makaleme başlıyorum. Yazının tamamını oku »