Sonunda!..
İspanya’da Euro Basket 2007 Avrupa şampiyonası için bulunan ve turnuvaya iki kötü mağlubiyet ile başlıyan Türkiye A Milli Basketbol takımı, bugün Çek Cumhuriyeti ile yaptığı maçta şeytanın bacağını kırmayı ve 2. tur’a yükselmeyi başardı! Bende sonunda TV karşısından mutlu bir şekilde kalkabildim ancak Koç Tanjevic’e 1-2 eleştirimde yok değil..
Öncelikli olarak Tanjevic’e olan saygım sonsuz, yani kafasında eminim bir plan vardır ancak maçta verdiği anda ne benim, ne de yorumcuların anlam veremediği 1-2 kritik kararda yok değil..
Tanjevic’in sanki takımda birilerinin ısınmasını, takımın hücumda ritim bulmasını istemiyor gibi bir hali var. Maçı genelde önde götüren millerimiz 1. çeyreğe göre kötü bir 2. çeyreğin ardından 3. çeyreğe hücumda ve savunmada oldukça güzel başlamışken, ibo tam ritim yakalmışken ibo’yu kenara almasına kimse anlam veremedi.. Daha sonra - ibo soğuduktan sonra - tekrar oyuna aldığında ise hiç birşey 3. çeyreğin başı gibi olmadı..
Aynı şeyler Memo’nun da başına geldi, adam tam kendini ve takımı ateşleyici isabetetleri bulacak iken oyundan çıkartılması v.b olaylar bende ilginç düşünceler uyandırdı ancak Tanjevic’in aklında neler olduğunu bilemeyiz…
Bir diğer eleştirebilcek yönü ise Turnuva başlamasına ve 3 gün geçmesine rağmen Tanjevic’in sanki bir hazırlık turnavasındaymışız gibi maç boyunca sabit bir 5 oturtamaması ve sürekli olarak oyuncu değişiklikleri yaparak ve rotasyonu düzgün sağlayamayarak takımın hücumda ritim bulmasını ve oyuncuların ısınmasını engellemesi.. Olmuyor Tanjevic, 45 gündür hazırlık kampında olan, hazırlık maçları önce 1.5 saat antreman yapan bir takıma bunlar yakışmıyor..
Bu düşüncelere sahip olan yalnızca ben değilim. Takım oyuncularından Kaya Peker’de Çek maçı sonrası verdiği demeçte benzeri şeyleri söyledi.. Madrid’te sağlam, savaşçı, mücadeleci ilk 5′imizi oturtmalıyız ve iyi yaptığımız şeyleri - savunma gibi - en iyi şekilde yapmaya çalışmalıyız, yapmalıyız şeklinde demeç verdi.
Bunlar dışında maçta pozitif şeyler olmadı mı tabii ki oldu.. Örneğin dünkü Almanya maçından çok ama çok farklı olarak milli takımda bir savaşma ruhu vardı, en azından çıkan toplara atlayan, top kapmak için savaşan Japonya’da tüm dünya basının taktir ettiği Milli takıma yakın bir takım vardı sahada.
Umarım, Madrid’in havası, suyu milli takımıza daha çok yarar ve miller yine bize Japonya 2006′da ki galibiyet ve derece coşkusunu yaşatırlar. Bugünden itibaren turnuvada 2 günlük bir ara olacak, daha sonra 6 takımdan oluşan 2 grup kendi arasında grup maçları oynayacak ve gruplarda ilk 4′e girenler çeyrek final vizesini alacaklar. Bizim rakibimiz ise D grubunu geçen seneki görüntüsünden çok sert bir görüntü ortaya koyan ve Fransa, İtalya gibi rakipleri arasında grubu 1. olarak bitiren Slovenya.. Maçın tarihi ve zamanı ise 8 Eylül, 21:30..
Yazımı bitirirken teknik heyetin yanlış kararlarına kurban gitmezsek ve takımıza inanırsak, beraber olursak, takım olursak bu turnuvada yenemiyceğimiz takım olmadığını tekrar hatırlatmak istiyorum! Hepinize iyi Günler/Akşamlar..
Gürkan bizim bu milli takımlarımızda belli bir istikrar yok.Bunun içine futbol,basketbol,voleybol..vs.. dahil.Şimdi bakarsın milliler hırs yapıp daha yukarılara çıkmayı başarır.Ama benim içimde umut yok.2.turu geçmeleri için 3 maçtan 2 sini kazanmak zorunda milliler.Buda zor gibi görünüyor.
Yorum Yapın